Monday, August 11, 2014

"Bilen ile bilinen ayni olunca, her bilme girisimi bir degisimle sonuclanir. Bu sebeple insan kendini tam anlamda ele geciremez." (Metin Bobaroglu- Simgesel Dusunme)


"Bilen ile bilinen ayni olunca, her bilme girisimi bir degisimle sonuclanir. Bu sebeple insan kendini tam anlamda ele geciremez." (Metin Bobaroglu- Simgesel Dusunme)



durum boyle olunca insanlarin kendileriyle ilgili bilgi edinmeleri ve degisimin bir kisir dongu oldugunu var sayabilir miyiz? (ben biliyorum, bildigim beni degistirdi, artik yeni bir bilgi dogdu,  bilgiye ulastim, o bilgi de beni degistirdi ve yeni bilgi dogdu) 


Varlik cok yonlu ve cok boyutludur ( mesela subje ile obje ayni olunca bilginin varliginin hem subjede hemde objedeki degisikligi varligin cok yonlu ve cok boyutlu oldugunu bizlere kanitlar) Bu sebeple bilgi ait oldugu alan, elde edilisi , ozne nesne iliskisi ve bilgi akti acisindan cesitli turlere ayrilir. 

Gundelik Bilgi - duyu organlari araciligiyla dis dunyanin aciklanmasi durumudur. Subjektif, sonuclari kesin degil ve nedensellik ilkesine dayanmaz. 
Teknik Bilgi-  Teknik bilginin bilgi akti yarardir. Insanin temel ihtiyaclarini karsilamak ve gunluk yasamini kolaylastirmak amaciyla arac gerec yapimi ile ilgili bilimdir. Gundelik bilgiye dayali teknik bilgi ve bilimsel bilgiye dayali teknik bilgi olarak ikiye ayrilir. 
Sanat Bilgisi - Bu kavrama gucu akla dayanmaz. Duygu, cosku ve sezgiye dayalidir. 
Dini Bilgi- Peygamberler araciligiyla vahiy yoluyla ulasan asla degismeyecegi kabul edilen dogmatik bilgilerdir. Evrensel gercek doga ustu bir guc ya da guclerin varligi ile aciklanir. 
Bilimsel Bilgi- bilimsel yontem ve akil yurutme yoluyla variklar hakkinda elde edilen bilgidir. (hipotez-tez) Nesnel( bireyden bireye degismeyen) , evrensel. akla ve mantiga dayali, birikimli olarak ilerleyen, sistemli ve duzenli, elestiriye aciktir. 
Felsefi bilgi- suphe edilerek baslayan dusunme yolcugundaki suphe edilemeyen en son dusuncedir. Subjektif, elestirici, akla dayali, her sorunu aklin suzgecinden gecirir, aciklamalarinda bitmislik ya da kesinlik yoktur, sistemli, duzenli ve birlestirilmis bir bilgidir. 

Bilgi oznenin nesne ile kurdugu bagdan  cikan urundur (bilgi akti). (o halde oznenin anlamadaki goreceliligi ve kavramasi bilginin kendisinde buyuk rol oynar -sofizm) ( Mesela bir kisi baska bir kisinin pembe tshort giydigini bilirken, diger kisinin o kisinin pembe tshortu meme kanserine savas mesajiyla giydigini bilmesi gibi) (o halde bilginin kisinin sahip oldugu bilgiyle etkilestigini soyleyebiliriz-burada varsayilan durumun nature vs nurture durumuyla alakasi yoktur. Bilginin sezgisel ve ya sonradan insanda var oldugu tartismasindan ote anlatmak istedigim, o anda insanda sezgisel ve ya sonradan ogrenildigine bakilmaksizin, kendinde var olan bilginin etkisiyle kendi goreceleriyle baska bir bilgiyi algilamasindan bahsediyorum)

Epistemolojk teorileri ele aldigimizda ise bilginin varligi cok farkli boyutlara ulasiyor. 


Sofizm- insanlarin algilamadaki goreceliligini ele alarak her insanin hem fikir olabilecegi bir bilginin olamayacagini savunurlar. Protagoras (dinsizlikle suclanmis ve kacarken bogularak olmusdur)   ve Georgias en onemli sofistlerdir. Georgias’a gore “Gercek yoktur, olsaydi bilinemezdi, bilinseydi bile baskasina bildirilemezdi)  


Protagoras dusuncenin varliginin goreceli oldugunu Heraklitos’un “hersey degisir” sozunden yola cikarak ulasmisdir. Eger hersey degisiyorsa, bilginin kendiside bilgiyi kavrayanin da degisecegini varsayabiliriz. Protagoras bilginin kavranmasi eylemini gerceklestiren insanin, varolan seylerin varolduklarinin, varolmayan seylerin varolmadiklarinin olcusu oldugunu iddia etmisdir.
Georgias’da bu nihilist yaklasimda bilginin var olmadigini ve insanoglunun bir sey bilmedigine kanaat getirmisdir.Ona gore bilinecek bir sey yoktur, bir sey varsa bile bilinemez ve bilinse bile baskalarina bildirilemez. Bilginin varligini tamamiyle reddeden Georgias’a gore insanlar hitap sanatiyla manipule edilebilir. Dogrulari da hitabet sanatinin on gordugu ikna ogelerinden oteye gecmez. 

Ben sahsen bilgiden ote, bilginin algilanmasinin, algilayanin algilama yetisine ve her turlu degisimleri de baz alarak goreceli olduguna inaniyorum fakat var olan bilginin sadece insani baz alarak varliginin tartisilmasinin karsisindayim.  Bence gercek bilginin olcusu insan degildir. Bilginin algilanmasinin boyutlarinin olcusu insandir.  Georgias’in dedigi gibi insanlarin ikna yontemiyle dogrularinin sekillendirilip sartlandirilabilecegine inaniyorum. Psikoloji de bunun dogrulugunu kabul etmemizi saglayan Skinner’s Box deneyinden yola cikarak sartlandirmanin bilgiyi algilayanlarca, bilginin algilanmasinda bir faktor oldugunu kabul ediyorum fakat bilginin varolmamasi durumunu  sorgulayamamaktayim. Soyle ki: “ bulundugum restaurantin masasinda pembe ve ustunde menusu hakkinda bilgi veren bir plastik plaket var. Bu bilginin dogrulugunu kendi algilama yetimi sorgulayarak tartisabilirim. Mesela pembe oldugunu tartisabilirim. RGB( red, green, blue uzayinda)’deki degeri 255, 203 ve 219 olup hex degeri  #FFCBDB olan dalga boyu ve frekanslandirmada ki  retinal algilamayi pembe olarak simgelendirerek (sartlandirarak) bir bilgi olusturulmustur. Benim bu bilgiyi dogrulamam benim algilarimin yetisiyle ve sartlandirilmayla sinirlandirilabilir. Soz odur ki, eger retinal bir problemim var ise kirmiziyi pembe olarak gormem de mumkun olabilir ve ya sartlandirilmayla bu dalga boyunun pembe degil de yesil oldugu da kabul edebilirdim. Bu durumda bilgi bana gore degiskendir. Fakat bu, orada her ne renkde ve sekilde olursa olsun bir plaketin oldugu gercegini degistirir mi? Iste burada kafam biraz karisik cunku benim icin yeni olan ve hakkinda cok fazla bilmesemde kafamda yuzlerce soru sormama yol acmis tanri parcacagi olarak da adlandirilan higgs bozonu olayina deginmeden edemiyorum. Bir maddenin isik enerjisine donusturulmesi mumkun ise karsi tepkime olarak isiginda maddeye yani bir kutleye donusturulmesinin mumkunlugu kanitlandi. Yani o masada gordugum plaket bir enerji carpismasi dogrultusunda karsimda varligini sunuyor. Ne renk olursa olsun, ne boyutta olursa olsun, ne ise yararsa yarasin karsimda duruyor. Bu cisim , bu kutle bir enerji carpismasindan var olmusdur. Kutleyi hice saysak da enerjiyi hice saymamiz dogru mudur? O halde o plaketin var olusunu dolayisiyla bilginin varligini ne boyutlarda sorgulamaliyim? Bir bilginin varolusu o bilginin nesneselligi ve icselligi ile mi mumkundur? Yoksa yoktan var mi olmustur?


Akilcilik (Rasyonelizm) - bilginin kaynaginin akil oldugunu ileri suren, dogru bilginin ancak akil ve dusunce ile elde edilebilecegini one suren yaklasimdir. Sokrates, Platon ve Aristoteles savunucularidir. 

Sokrates bilginin diyalektiklerle sorgulanip curutme yoluyla elde edilen goreceli bilgilerin tekrar sorgulanip curutme yoluyla degisebilecegini vurgular. Bu sebeple gercek deger tasiyan bilginin insanin kendi kendisi hakkinda buldugu bilgi olduguna inanirdi. 
Platon’un gorusune gore bilgi doxa (duyumsal duyu organlarimizla algiladigimiz bilgi) ve epistemelerden olusmusdur. Duyu organlarimizin sezmesiyle ortaya cikan doxal dunyanin egreti ve dogru olmadigini ileri surerken, epistemenin aklimizin dogrulari oldugunu ve degismeyecegini belirtmisdir. Platonun akla yatkin olan bilginin degismeyecegi konusundaki yaklasimin ne kadar kisitli ve yetersiz oldugunu Gettier yazdigi uc sayfalik bir onermeyle gostermistir. Gettier, eger Platon’unda dedigi gibi bilgi akilcilikla aklin kabul ettigi varsayimsa, aklin kendi gerekcelendirmelerinin sorgulanmasinin onemi uzerine goruslerini bir orneklendirmeye belirtmisdir. Her gerekcelendirilen varsayim  bilgi olarak adlandirilamaz. Bunu ornekle su sekilde aciklamis:

“For example, I am watching the men’s Wimbledon Final and John McEnroe is playing Jimmy Connors, it is match point, and McEnroe wins. I say to myself “John McEnroe is this year’s men’s champion at Wimbledon”. Unbeknownst to me, however, the BBC were experiencing a broadcasting fault and so had stuck in a tape of last year’s final, when McEnroe also beat Connors. I had been watching last year’s Wimbledon final so I believed that McEnroe had beaten Connors. But at that same time, in real life, McEnroe was repeating last year’s victory and beating Connors! So my belief that McEnroe beat Connors to become this year’s Wimbledon champion is true, and I had good reason to believe so (my belief was justified)—and yet, there is a sense in which I could not really have claimed to ‘know’ that McEnroe had beaten Connors because I was only accidentally right that McEnroe beat Connors—my belief was not based on the right kind of justification.”



“Ornegin, ben wimbledon finalini izliyorum. John McEnroe Jimmy Connors’la oynuyor. Mac puani oluyor ve McEnroe yeniyor. Kendime diyorum ki John McEnroe bu yilin erkekler wimbledon sampiyonu.. Fakat benim bilgimin disinda BBC kanalinda yayinlama problemi olusmus ve onlar Mc Enroe’nun Cannors’i yine yendigi  gecen senenin wimbledon finalini yayinlamislar. Ben gecen senenin finalini izliyormusum bu sebeple de McEnroe’nun Connor’i yendigini dusunuyorum. Fakat bununla birlikte , gercek hayatta McEnroe gecen senenin zaferini tekrarliyordu Connors’i yenerek. Benim gerekcelendirmemle, McEnroe’nun Connors’i yendigi ve wimbledon’in sampiyonu oldugu dogru, ve buna inanmak icin iyi gerekcelendirmelerim var ama ayni zamanda, bunun bir bilgi oldugunu iddia edemem cunku ben sans eseri McEnroe’nun Connors’i yendiginde hakliydim. Benim inancim dogru gerekcilendirmeler uzerine temellendirilmemisdi.”

Bu orneklemeyi ele aldigimizda akilci gerekcelendirmelerin bilgiyi olusturdugunu varsayamayiz. 


Deneycilik (Empirizm) ise bilginin sezgisel degil deneysel oldugunu one surer. Peki soz konusu buysa insanin kendisi ile ilgili olan bilgiye nasil ulasilabilecegi tartisilmalidir. Deney, yontemseldir ve bir insanin icselligini deneysel yontemlerle sunulmasi mumkun degildir. 


Bilgi felsefesinin kendisi karmasik bir konudur. Saniyorum ben bu konuda Sokrates’e katiliyorum. Bilgi bu kadar organik ve degisken boyutlari olan varsayimsal bir yapiya sahipken en degerli bilginin kisinin kendisini on goren bilgi oldugunu dusunuyorum. Sokrates’in kendini bil (know thyself) sozunu  kabul ediyorum. Refleksiyon yani ben bilincinde olmak ve bu yolda  elde edilen bilgi kisi icin kanimca en onemli bilgidir.