Ben Benim--Fichte
Konuyla ilgilenenlerin bildigi gibi, Emmanuel Kant aklin iki sekilde isledigini (pratik akil- teorik akil) one surmus ve arastirmalarini da bu boyutta gerceklestirmistir. Fichte, Kant’in bu konuyla ilgili yapmis oldugu calismalari goz onunde bulundurarak, bilinci daha cok pratik akil olarak kabul etmis ve dusunce yapisinin bir duzeneginin ya da bir isleyis kalibinin var oldugunu ileri surmustur. Sonuc olarak onun akil tasariminin amacladigi aklin dizgesini olusturmaktir. Bundan da cikarabilecegimiz sonuc, Kant gibi kendisinin de insanlarin dusunce yapisinin bir ozgurluge sahip olmadigini savundugu yonundedir.
Ona gore felsefe bir bilimdir. Felsefe bilginin ya da diger anlatimla bilimin bilimidir. Buradaki bilim sozunun altinda yatan ana esaslari anlamak cok onemli. Zira, bilim belli temel kurallari (gercek olmadigi ispat edilene kadar dogru oldugu kabul edilen degistirelemez gerceklerin (kanunlar) mesela Newton Kanunu) esas alarak rasyonel somut bilgiye ulasmayi hedefler. Sonuc olarak bu temel esaslari ele alarak acilimi sonucunda teori yuruterek elde edilen her bilginin dogrulugunu kanitlamasi gerekir. Eger felsefe Fichte’nin dedigi gibi bir bilim ise, o halde bu biliminde degistirilemez gercekliklerinin olmasi gerekir.
Fichte , aklin dizgesini olustururken, bizleri felsefenin kendi temel esaslariyla tanistirmisdir. Felsefe aklin bilimiyse burada akil ele alinmasi gereken birimdir yani ‘Ben’. Fichte’ye gore ‘Ben Benim’ felsefenin temel esasidir. Yani A=A.. Buradan da anlayacagimiz gibi Fichte, refleksiyon yani aynalasma durumunu tamamiyle gozardi ederek A=A esasini kabul etmisdir. Insanlarin teorik yapisini hice saymisdir. Icselligini goz ardi etmisdir.
Ona gore Ben Benim diyerek ben kendisini ortaya koymusdur. Yalniz ben kendisini ortaya koyarken bilen degildir eyleyendir. Ben’in kendisini ortaya koymasi da bir eylemdir ve ona gore bu Ben’in saf etkinligidir. Yani vardir..Oznenin(bilen) kendini nesne(bilinen) olarak ele almasi durumunda nesnenin her etkinligi esas olarak alinir. Bir ornek vermek gerekirse, bir bilimsel deneyde doktor bir hastayi inceliyorsa hastanin yaptigi her etkinlik hastanin tanisinin konmasinda baz olarak alinir. O zaman ozne de kendini nesne olarak ele aliyorsa nesnenin her etkinligi nesne hakkindaki tanida baz olarak alinir.
Fichte’ye gore ikinci temel esas ise, Ben ben olmayan degilim. Yani A ≠ -A.. Ben’in kendisini ortaya koymasi nasil bir etkinlikse ve bu onun nasil varligini kanitliyorsa, Ben’in kendi karsitini ortaya koymasi da bir etkinliktir. Bu iki onermeyi ele alarak Fichte bir sentezleme durumuna girismis ve demistir ki, Hem Ben hem Ben olmayan, karsilikli olarak Ben araciligiyla ve Ben’de , karsilikli olarak bir digerini sinirlayan seyler olarak konulur. Bunda demek istedigi yani A ≠ -A diyerek A’nin sinirini belirlemistir. A artik saltik degildir. Yine bir ornekle aciklarsak, ben herseyim dedigimizde hersey cok genis saltik bir kavramdir, ama ben kirmizi ve mavi olmayan herseyim dediginizde herseyin bir siniri cizilmis olup hersey kendi saltikligindan kurtulmus olur. Yalnizca Ben benim diyen ben bilinci saltiktir. Yalniz saltik ben Fichte’ye gore sonlu olan Ben’den ve Ben olmayan (karsit ben’den)’dan bagimsiz degildir. Saltik Ben’in kendisini sonlu Ben’ler araciligiyla ve bu Ben’lerin Ben olmayanla olan karsitliginin dolayimindan gecerek belirgin kilmasi yani kendinin tam bir bilincine varmasi tum bir tarihsel sureci kusatir. http://cetinturkyilmaz.blogspot.ae/2012/01/alman-idealizminin-akil-tasarimi.html
Simdi, bu tarihsel surec ilginc asamalari icermekte. Fichte’ye gore akil tarih icerisindeki ilerleyisinde belli asamalardan gecer. Bu asamalarin amaci; insanlarin kendi ilerleyisindeki etkinliklerine ozgur bir sekilde akla gore yon vermesidir ve ozgurluk, burada akil kendi bilincine tumuyle vardiginda sahip olunabilen bir betimlemeye sahiptir. Yani, Fichte’ye gore bizler bilincimizin farkina vardikca ozgurlesiriz. Bilinçlilik ile özgürlüğün içgüdülerden kendini kurtarmakla ilgili görülmesinin bir sonucu olarak Fichte, insan türünün yeryüzü yaşamında temel olarak iki ana dönemin ya da çağın olduğunu söylemektedir: Ilki onun özgür bir biçimde kendi ilişkilerine akla göre yön vermeden yaşadığı dönem; ikincisi özgür bir biçimde akla uygun bir yaşam sürdürdüğü dönem (Fichte 1971c: 8).Bu iki ana dönemde akıl bakımından belirleyici olan iki kavram ise içgüdü ile özgürlük kavramıdır. Fichte’ye göre içgüdü kördür ve içgüdü durumunda herhangi bir bilinç yoktur. İçgüdünün karşıt kavramı olan özgürlük durumunda ise “özgürlüğün gerçekleşme temelleri” hakkında açık bir bilinç sözkonusudur. Fichte’ye göre “özgürlüğün gerçekleşmesinin ortak temeli ise akıldır” (Fichte 1971c: 9). İçgüdülere bağımlılıktan (ya da başka bir dilegetirimle doğaya bağımlılıktan) özgürlüğe geçiş, aklın tarihsel gelişimi yoluyla olur.
Fichte içgüdüden tam bilinçliliğe doğru aklın tarihsel ilerleyişinde geçtiği ya da geçeceği beş dönem belirler: İlk aşama aklın bütünüyle içgüdülere göre hareket ettiği dönemdir. Fichte bu dönemi “İnsan türünün suçsuzluk durumu” olarak adlandırır. İkinci dönem, aklın dışsal, zorlayıcı bir güce dönüştüğü dönemdir; bu dönem ise “yarı günahkarlık durumu” olarak adlandırılır. Üçüncüsü hakikat ile akla karşı tam bir kayıtsızlığın olduğu dönemdir ve bu “tam günahkarlık durumudur”. Dördüncü dönem akıl bilimi (Vernunftwissenschaft) dönemidir. Bu çağda hakikat en yüksek değer olarak görülmeye başlanır. Fichte bu dönemi “yarı aklanma (Rechtfertigung) durumu” olarak adlandırır. Beşincisi ise, akıl sanatı (Vernunftkunst) dönemidir. Tam bir bilinçlilik, özgürlük çağı olan bu dönemi Fichte “tam aklanma ve kutsanma durumu” olarak görmektedir (Fichte 1971c: 11,12). Aklın ileriye doğru gelişimini gösteren bu aşamaların ya da dönemlerin de gösterdiği gibi tarihin ereği aklın tam bir bilinçliliğe erdiği, böylelikle de özgürlüğün gerçekleştiği son aşamaya varmaktır. Akıl böyle bir ereğe ulaşma yönünde çaba göstermektedir. Ne ki aklın ilerleyişi devam etmektedir ve çağımız Fichte’ye göre henüz tam günahkarlık durumundadır.
Ben Fichte’nin Simdiki Cagin Ana Cizgileri adli kitabini okudugumda kendisinin insan icselligini hice sayan bir soylemiyle karsilasmadim. Zira, bir bilim adami edasiyla Kant’in pratik zekasindan etkilenmesi ve bizlere matematiksel bir akil tasarimi ortaya koymasiyla boyle bir iddiasi oldugunu varsayanlar var. Benim anlayisim el verdigince sunu soyleyebilirim:” aklin Fichte’nin soyledigi gibi tarihsel ilerleyisindeki bilincsel asamalarinin ilk iki feyzinde Ben Benim temel esas olarak alinabilir cunku akil pratikseldir, fakat akla karsi tam bir kayitsizligin oldugu ucuncu feyz ve sonraki asamalar hakkindaki bilgisizligimiz sebebiyle Ben benim temel esasini kor bir sekilde kabul etmemizi sadece caresizligimizden diye dusunuyorum. Yani 2+2=4’dur ama bu, bu gercekliginde yikilamayacagini mi gosterir? Ben aklin( Ben’in) kendi bilincini kesfetmesi asamasindaki zaman mevhumunda saltiklastigi dusuncesindeyim yani A≠A. Bu konuda tumevarim fikrindeyim. Diyeceksiniz ki, Didem sen dun Spinoza’yla ayni fikirdeydin ve tumdengelim konusunda onunla da ayni fikirdeydin. Evet o fikirinde dogruluguna inaniyorum. Sebeplendirmem ise su: Bence bilinc statiktir. Bir itme ve cekim durumu soz konusudur. Saltik ben’in itme gucuyle olusan fraksiyonlar Ben’leri olustururken, yine saltik Ben’in cekim gucuyle bu Ben’ler ona varma ic gudusundedir. Toprakdan geldik topraga gidiyoruz sozu gibi tumden geldik tume variyoruz… Saltik Ben’le Ben’ler arasindaki bu manyetik guc bence bir kisir dongudur. Masaniza dokulen kucuk bir su damlasinin hemen bitisigindeki buyuk su birikintisine, masanizda hic bir hareket olmamasina ragmen, karistigina sahit olmussunuzdur cogu kez, cayin nehire, nehirin denize ulasmasi gibi… Bunun sebebini ne sekilde acikliyorsak bence Ben’in de saltik Ben’e ulasmasinin sebebi odur. Neyse bu da benim safsatalarim… Sonuc olarak Fichte’nin ozgurluk konusundaki bakis akisi dikkat cekicidir. Ic gudulerimizle yasadigimiz ozgurluk donemi ve aklimizla yasadigimiz ozgurluk donemi. Ic gudulerimiz kordur. Haliyle kontrolsuz bir ozgurluk dur ilk donem, aklimizla yasadigimiz ozgurluk ise sartlidir diye dusunuyorum. Sartlandirilmis ozgurluk ozgurluk mudur? Yine etik konusuna geldik…